24 Şubat 2013 Pazar

Bir Leyla Düşlemesi


Bir Leyla Düşlemesi
Kardelenin Gözyaşları
Bir Leyla düşlemesidir aşk. Yanmaktır bir gülün kırmızısında, türküler yakmaktır sevgiliye. Gün batımlarında tutulan sevdaları gün doğumlarında aramanın adıdır aşk. Seherlerde bülbülün yanık nağmelerinde gül hasreti çekmektir; güle rengini veren, yüreğini veren bülbül olmaktır aşk.
Ve biz şimdi büyüsü kaybolmuş zamanlarda aşkın peşine düştük. Pazar pazar gezinen Zeliha olduk aşkımıza bir Yusuf bulmak için. Yusuf, esrarını gizleyen ebedi iffetti.

Mecnun?a özendik sevdamızı bir Leyla?ya yüklemek için. Leyla bir ışıktı, abâ??ı hayattı aşkı filizlendiren.
Ferhat olup Şirin?ler hatırına gönül kazmasını yamaç yüreklere vurmak istedik. Şirin, gönül aynasında aşkı büyüten bir suretti.
Bitmeyen özlemler büyütüyoruz bağrımızda. Leyla?ya, Şirin?e, Aslı?ya adadığımız yüreklerimiz vardır. Suretten öte aradığımız bir yâr vardır. Yârin adıyla yan yana bilinsin istediğimiz adlarımız vardır.

?Aşk? ile ?ilgi duyma?nın karıştırıldığı bir dönemde yaşıyoruz. Artık güllerimiz Leyla kokmuyor, sevda kokmuyor. Aşkın ilk basamağına dahi çıkamadık. Tutkulara takılıp kaldık. Dergâha gelen delikanlıya şeyhin ?Sen git, âşık ol da gel, aşkı bil de gel!? dediği kadar dahi olsa, yüreklerimize işleyemedik aşk nakışını. Gönül toprağına atamadık aşk tohumunu. Nadasa bırakılmış yüreklerimize bir Leyla tohumu düşmedi.

Biz ölümsüz ve günahsız aşklara değil, günübirlik sevdalara takılıp kaldık. Cismaniyetin ağında ateş böceklerini yıldız sayanlar gibi, tutkuları aşk sandık. Talihsiz yanılgılarla yanlış ateşlerde yandı ruhumuz.

Sonu ?kaf?la biten, ?aşk?ta kalb vardır. Kaf, kalbidir aşkın. Aşkın kalbini çıkarıp aldığınızda geriye ?aş? (k) kalır, ceset kalır, madde kalır.
Mecnun?un aşkına özenip de yürüdüğümüz yollar, çöl değil. Oysa aşk, çölde haz verir insana. Kalb, çöl yanmışlığında kanıyorsa aşk vardır. Aşk, yanmışlıkla daha bir lezzet verir aşığa. Susuzluktan çatlayan dudaklardan dökülen Leyla adı, cânân adı, can verir ölür ruhlara. Çölde ceylanların sürmeli gözlerinde Leyla?yı görenler, aşka uyanır seherlerde. Ve aşkın büyüsü örülür seherlerde. Toprak öperken alınlarımızdan, aslında Leyla?dır buseler konduran.
Bizim seherlerimizde ceylanlar yok artık. Biz seherlerimizi uykulara feda ettik, göremiyoruz Leyla bakışlı ceylanları. Üstümüze güneşler doğar oldu. Geceler boyu yıldızlarla söyleşip de onlara elveda diyemedik gün doğumlarında. Biz, ceylanların gözlerini öpemedik, bu gözler Leyla?nın gözlerine benziyor diye. Uykulara feda ettiğimiz seherlere ağlayamadık. Leylasızlığa akmadı göz yaşlarımız.

Biz sevemedik yaratılanı Yaratan?dan ötürü. Yunus mektebinde diz çöküp okuyamadık aşk kitabını.
Oysa, varlığın özünde sevda hamuru vardı. O hamuru besleyen aşkın pişmanlık gözyaşı vardı. Adem ile Havva?dan dökülen. Şimdi ezeli pişmanlıklara değil, günübirlik sancılara akar oldu gözyaşlarımız.

En sevgiliye iltifatlar vardı sevgililer sevgilisinden, ?Ben sana âşık olmuşam ey şerif!? hitabının tatlı sıcaklığı vardı. ?Levlake...? hitabıyla başlayan bin bir renkte iltifatlar vardı. Âşık ile mâşûkun ezelde yazılı, göklerde yan yana asılı adı vardı.
Aşk medeniyetinin sevda pazarında, gönlümüzü bir Leyla?ya, son Leyla?ya, en Leyla?ya sunmanın hesabındayız. Yere göğe sığmayan Sevgililer Sevgilisini gönül Kâbe?sinde misafir etmenin telaşındayız. Misafirlikler bir olmak içindir, tek olmak içindir.Tıpkı kapısına gelen âşıkına seslenen sevgilinin tek olma hayali gibi.
?Kimsin?? diye seslenir kapısını çalana. Aşka tutulan âşık ?benim? der. Ve tekrar seslenir sevgili. ?Burada iki kişiye yer yok. Gönlüm teki arzular.? Tekrar kapının tokmağına dokunan ve ısrarından vazgeçmeyen âşık, benlik libasından sıyrılır. ?Sen?im? der. Vahdete adım atar, bırakır ikiliği, küfrü bırakır, çokluğu bırakır. Sevdiğinde fânî olur. Aşkın bekâsını bulur.

Ebedî aşkı arzulayanlar, sevdiğinde fânî olup ölümsüzlüğe kucak açanlardır.

Ve sevenlerin dilinde sevilenlerin adı bayraklaşır. Dillerde hep Leyla kitabı okunur. Kulağa gelen her nağmede Leyla, esen her rüzgârda Leyla... Buram buram hep Leyla... Kuşların ötüşünde, güllerin kan kırmızı kıvrımlarında, göğün mavisinde, ağacın yeşilinde hep Leyla vardır. Yağmur damlaları vuslata koşar, düşer toprağa. Toprak, Leyla?sıdır yağmurun; toprağın Leyla?sı yağmur...
Mecnun?a adını sorarlar, Leyla der. Geldiği yeri sorarlar, gideceği yeri sorarlar yine Leyla, hep Leyla der. Hep aşk...

Gönlünü Leyla?ya kaptırmışların şafaklarında, güneşin ışıldayan çehresinde gamzeli tebessümler saklıdır. Dağların doruklarında hiç kaybolmayan beyazlıklar, Leyla?nın yüreğe serinlikler bahşeden sevdasıdır. Aşk, kar beyazı vefalar saklar bağrında.

Yüreğine yasak koyanlar, vefalara bezenmiş aşklarında ölümsüzlüğün kapılarını aralar. Gecenin mavi karanlığında yıldızlardan taç yapan âşıklar. Leyla durağında sevda yağmurlarıyla ıslanırlar.
?Cennet gözlüm? dediğimiz ve yarım kalmış yanımızı tamamlayan sevgiliyi alıp da yanımıza...
?Sen ey cenneti müjdeleyen Sevgili, Sevgilim!? deyip düşüp de peşine, tutunup da eteğine aradık mı hiç gecenin ve gündüzün Leylasını? Sevdanın ve Leyla?nın aşkına kaç gün doğumlarını sancıyla yaşadık? Gün batımlarında kaybettiğimiz Leyla?yı bir gülün kırmızısında bir bülbülün feryadında aradık mı hiç? Leyla?dan başkasını görmez oldu mu gözlerimiz?

Yanıklığıyla ve ceylanlarıyla kendisini aşka çağıran çöldedir Mecnun. Dolaşır bir baştan bir başa. Yüreğinden aşka ırmaklar akar çöl kumlarında. Gönlünü avutur. Dolaştığı günlerden bir gün... Fark edemez namaz kılan bir dervişin önünden geçtiğini. Leyla?dan başkasını görmeye yasaklı gözleriyle göremez, namaz kılan dervişi. Namaz biter. Kırk yıllık bekleyiş yükünü bilen derviş kızar Mecnun?a. Özür kuşanmış kelimelerin ardından, paslı vicdanlara bir hançer gibi, saplanan sözler dökülür Leyla kitabı okuyan dudaklardan. ?Kusura bakma derviş baba, ben Leyla?nın aşkından seni göremedim. Ya sen, huzurunda bulunduğun Mevla?nın aşkından beni nasıl gördün??
Aşk yanılgısıyla avunan yürekler sıtmaya tutulur. Yeni bir sevdanın, ezelî ve ebedî Leyla?nın eşiğinde aşka uyanır canlar, Leyla?ya uyanır. Vuslat kokan düşler Leyla?ya uzanır.
_

30 Ocak 2013 Çarşamba

İki Çizgi Arasında


Hayat Ve Ölüm.


Bir'in saniyelik varoluş ve Dünyadan yok Olus.
İki Çizgi Arasında 

Bir'in varsın BIR Haddini.

Dünyadan ahirete Yolculuk.

Onun şeyini geride bırakıp gidiyorsun BÜTÜN.
 Sevdiklerin, makamın velhasılı onun şeyini bırakıp Terk ediyorsun dünyayı sevmediklerin, sevenlerin, sevmeyenlerin, Malin, mülkün,.

Yaşadıklarınla ​​ya da yaşayamadıklarınla, ahlarla vahlarla, tühlerle, keşkelerle Gecen BIR Dünyadan veda ediyorsun.

Olmak ya da Ölmek.

Ölmeden once olmayı başarabilmek.

Geride bıraktıklarımıza BIR DAHA dönemeden Gitmek.

İki Çizgi arasında ne yaptıysak, karşımıza çıkacak Olan o.

Ya Halık'a Kulluk, ya da mahluk'a. Kulluk Halık'a imkb, sonu kurtuluş, eger Kulluk kul'a imkb sonu ebedi yok Olus.

Erkekler Dakka Dukka. Eden bulacak.
 Dünya ahiretin tarlasıysa ne ektiysek ONU biçeceğiz.

Ya Yaradan'a esir olacağız, ya yaradılana, seni ölümden korkacağız, ya ÖLÜM Bize yar Olacak. 
Ölüm güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber HIC.

Dünyadaki güzelliklerin peşinden gidip ölümle çirkinleşeceğimize, gercek güzele kavuşmak for O'nun Yolunda koşmamak Niye.

Para kazanma ve rütbe hırsından dolayı, Ne Allah, ne es, ne Çoluk Çocuk, ne de Dostları hatırlıyoruz.
 İlla da para ve rütbe. Halbuki hayatımızın,'' insandır sanıyordum mukaddes Yuke hamal; hamallık ki Fikirlerini ne rütbe var ne de mal'' mısrasındaki Gibi olmasi lazımdı.

'' Ölmeden once Olunuz'' düsturunundaki çizgiyi yakaladığımızda, ölenle ölünmeyeceğini, bir gun hepimizin toprağın kara bağrındaki yerimizi alacağımızı unutmadan yaşayabilmek ince.

Kul Hakkı yemeden, HIC Kimseyi incitmeden, kırmadan, küstürmeden, hak geçirmeden yaşabilmek ve haklıya hakkını verebilmek.

Rabbine aşık, Peygamberine sevdalı BIR yürek.

Gönlünde kibirden, enaniyetten, böbürlenmekten, büyüklenmekten eser kalmamak.

Tevazulu, alçak Gönüllü, Haddini bilerek yaşamak.

Abidlerin, velilerin, fakihlerin, mutasavvıfların, salihlerin, ecdadın yolundan yürüyerek Gitmek.

En sevgiliye kavuşana dek, koşarak Gitmek.

Osman AzMan 
İki Çizgi Arasında

29 Ocak 2013 Salı

Şiş örgüsü bebek patiği modeli


Örerken çok mutlu olduğum bebek patiği.








3.5 numara şişle yavru ağzı renkle 25 ilmek başlayın.32 sıra 

olana kadar haroşa örün.

8 ilmek kesin ve krem renge geçin.2 kere gidip gelin.

Bir yavruağzı,bir krem olarak örmeye devam edin.

6 tane yavruağzırenk çizgi olana kadar örün.

Çizgi çizgi duran kısmın hem altını,hem üstünü dikin.

Patiği ters çevirdikten sonra boğaz kısmını tığla çevirin.

Bir tane küçük çiçek yapıp patiğin ön kısmına dikin.

27 Ocak 2013 Pazar

Güllü dantel Yatak Örtüsü




Herkese sağlıklı mutlu bir hafta sonu diliyorum.

Tığ işi ile yaptığım saatlerimi, günlerimi aylarımı harcadığımdantel yatak örtüm. 











Dantel modeller her ne kadar popüler değil desek de az sayıda hayranı bulunuyor.
 Hayranları devamlı olarak örmekte ve kullanmaktadırlar.
 Özellikle çok emeğin olduğu için kıymeti farklıdır.

Hala evimde dantellerimi kullandığım yerler vardır.








23 Ocak 2013 Çarşamba

KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN


KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN, KALBİNİZE HUZUR DOLSUN..


İnsanlığın kurtuluşu için gönderilen son ve
en büyük peygamber, Peygamberimiz Hz.
Muhammed [sallallahu aleyhi vesellem]
571 yılında kamerî aylardan Rebîülevvel ayı-
nın 12. gecesi doğmuştur.
 Milâdî takvime
göre ise bu, 571 yılı Nisan ayının 20 sine
rastlamaktadır.
 Bu mübarek geceye doğum
günü anlamında olan Mevlid kandili denir.


SEVDİM SENİ PEYGAMBERİM..
Cani dilden seni andım, 
Sevdim seni Peygamberim.
Sözlerinle aydınlandım,
Sevdim seni Peygamberim.

Sensin Muhammet Mustafa, 
Müşriklerden çektin cefa,
Oldun tüm dertlere şifa,
Sevdim seni Peygamberim.

Sen anlattın İslâm nedir?
İlim, irfan, ahlâk nedir?
Sevgi, şefkat hep sendedir,
Sevdim seni Peygamberim.

Hayatın örnektir bize, 
Senle girdik dinimize,
Son Peygamber oldun bize,
Sevdim seni Peygamberim.

Kutlu nebi, kutlu insan,
Seni görmek ister her can,
Melekler hep sana hayran,
Sevdim seni Peygamberim.

Çocukları çok severdin,
Yetime yardım ederdin,
İnsanlara öğüt verdin, 
Sevdim seni Peygamberim.

Gül Muhammet, adın güzel,
Senin her maksadın güzel,
Kutlu doğum sana özel,
Sevdim seni Peygamberim. (S.A.V)

YAZAN HALK ŞAİRİ: ADEM İMDAT KESİCİ

15 Ocak 2013 Salı

Çekiliş Kazandım :)


 Hediyelerim Geldi:)

Merhaba arkadaşlar,


herkese hayırlı akşamlar diliyorum...


böyle şeylerde şansım yoktur derdim, ama öyle olmuyormuş,


 çekilişlerden biri de bana çıktı  :))))ve hediyelerim geldi:)


Çok sevdiğim,yazılarını beğeni ile takip ettiğim blog 


http://sirintarifler.blogspot.com/  (şirineciğim)

arkadaşımdan 


çekilişi kazanan olduğumu duyunca pek bir sevindim.:)


blogundan hediyeler kazanmak ayrıca mutlu etti beni:))


Sevgili şirinem çok hoş bir paket içerisinde hediyeleri göndermiş





Harika hediyelerimi fotografladım hepsine bayıldım:))

  Hemen kutuyu açtık:))    








 mutfak masamda yerini aldı:))




Çok çok çok teşekkür ederim canım arkadaşım:)




Blog yazmaya başlayalı bi dolu güzel insanla tanıştım.

Kısaca hediye bahane güzel insanlarla tanışmak şahane diyorum.:)









11 Ocak 2013 Cuma

Fırın Torbasında Tavuk Baget


Akşama ne pişirsem zamanım kısıtlı olanlar ve hafif yemek isteyenler için bire bir tariflerden biri.
Bana tepsidemi yoksa fırın poşetinde pişen tavukmu derlerse ben poşette pişeni tercih ederim.O patates,soğan ,sarmısak ve tavuğun aroması lezzeti hepsi birbirine geçiyor.

Helede patatesler lokum lokum :))



4 adet tavuk baget
4 adet orta boy patates
2 det kuru soğan
1 adet sivri biber
1 adet kırmızı biber
2-3 diş sarımsak
2 yemek kaşığı sıvı yağ
Kekik
Tuz
Karabiber
1 adet yanmaz fırın poşeti


Ben dört kişilik tarif verdim :))


YAPILIŞI:
Tavuklarımızı yıkayıp geniş bir kaba alalım.Patateslerimizin kabuklarını soyalım.

Soğanlarımızında kabuklarını soyalım bütün olarak bırakalım.

Biberlerimizin tohum kısımlarını alıp bir kaç parçaya bölelim.

son olarak sarımsaklarımızında kabuklarını soyup tavuklarımıza ilave edelim.

Tuz,yağ ve baharatlarımızıda ekleyip hepsini harmanlayalım..poşetimizi 1 tatlı kaşığı unla heryerine değecek şekilde unlayalım.

Malzemelerimizi içine yerleştirip paketin içinden çıkan telle ağzını sıkıca kapatıp tepsiye yerleştirelim.

İğneyle poşetin bir kaç yerini delelim.

200 derecelik fırında yaklaşık 45 dakika pişirelim..




AFİYET OLSUN....


 

Naliya © 2008. Design By: SkinCorner